ygs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ygs etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Eylül 2013 Çarşamba

Doğal Afetler Ve Türkiye İçin Riskleri

Doğal Afetler Ve Türkiye İçin Riskleri
Can ve mal kaybına neden olan doğa olaylarına doğal afet veya doğal felaket denir.
Türkiye’de Görülen Doğal Afetler ve Oransal Dağılışı
Doğa olaylarının afetlere dönüşmesinin nedenler; jeolojik yapı, iklim özellikleri, insan faktörüdür.
1. DEPREM
Yerkabuğunda oluşan ani sarsıntılardır.
Deprem süresi saniyelerle hesaplanacak ölçüde kısa olmasına karşın, etkileri ve bıraktığı hasarlar çok büyüktür.
Doğada en tahripkâr afet depremlerdir.
Dünya’da Deprem Alanlarının Dağılışı
Yeryüzünde depremlerin sık ve şiddetli yaşandığı kuşak III. jeolojik zamanda oluşmuş Alp-Himalaya orojenezi kuşağıdır. Bu kuşak;
1. Büyük Okyanus çevresi (Japonya, Çin, Endonezya, ABD, Meksika, Şili)
2. Alp-Himalaya Dağ Kuşağı (İspanya, Fransa, İtalya, Yunanistan, Türkiye, İran, Afganistan, Pakistan, Hindistan) olmak üzere iki koldan yayılış gösterir.
Gelişmişlik düzeyleri birbirinden farklı olan iki ülkede (Japonya ve Pakistan gibi) meydana gelecek aynı büyüklükteki iki ayrı depremin verdiği zarar çok farklı boyutlarda olabilir.
Türkiye’deki Deprem Riskleri
Türkiye, dünyanın en önemli deprem kuşaklarından biri olan Alp - Himalaya kuşağı üzerinde yer almaktadır.
Türkiye’de deprem riskinin az olduğu yerler;
Mardin ve çevresi, Karadeniz kıyısı, Ergene Havzası, Konya Bölümü, Antalya ve çevresi
Not: Çöküntü depremler Türkiye’de özellikle Akdeniz Bölgesi’nde (Karstik arazilerin fazla olması) görülür.
2. VOLKANİK FAALİYETLER
Yeryüzünde 500 dolayında aktif volkan bulunmaktadır.
Aktif volkanların en etkili olduğu kuşak Büyük Okyanus çevresidir (Ateş çemberi).
Türkiye’de aktif volkan yoktur.
Büyük kül yüklü bir yanardağ püskürmesi sonucunda;kısa gündüzler, tozlu rüzgârlar, asit yağışı, ağır geçen iklim koşulları gibi hava koşulları yaşanır.
3. SEL VE TAŞKINLAR
Ani yağmurlar ve kar erimeleri sonucunda hızla ve coşkun bir biçimde bulanık ve çamurlu akan sulara sel suları denir.
Sel sularının akarsu yatağının dışına çıkarak alçak kesimlerdeki tarım alanlarını ve yerleşim birimlerini de kaplamalarına taşkın denir.
Sel sularının yerleşim birimleri ve tarım alanlarını işgal etmesiyle afet boyutu kazanır.
Dünya’da en fazla sel ve taşkın;  Güney ve Güneydoğu Asya , Amazon Havzası, Batı Avrupa kıyılarında (İngiltere) görülür.
Özellikle yaz musonlarına bağlı olarak Güney ve Güneydoğu Asya’da daha sık yaşanır. Dünya’da sel felaketlerinden ölenlerin %65’i Güney ve Güneydoğu Asyadadır.
TÜRKİYE’DE SEL VE TAŞKIN RİSKLERİTürkiye’de depremden sonra en çok can ve mal kaybı sel felaketlerinde yaşanır.
Yapılan istatistiklere göre, Türkiye’de yılda ortalama 22 sel ve taşkın olayı yaşanmakta ve bu doğal afet ortalama 19 can kaybına sebep olmaktadır.
Sel ve taşkınlar başta Karadeniz Bölgesi olmak üzere Türkiye’nin her bölgesinde yaşanır.
Sel ve Taşkınların Başlıca NedenleriSağanak yağışlar
Doğal bitki örtüsünün cılız olması
Akarsuların taşkın yataklarının yerleşmeye açılması
Akarsu doğal yataklarının değiştirilmesi
Çarpık kentleşme ve altyapı eksiklikleri

Sel ve Taşkınlardan Korunma Yolları
Doğal bitki örtüsü korunmalı  ve akarsuların yukarı mecralarındaki bitki örtüsünden yoksun alanlar ağaçlandırılmalı
Dere yatakları drane edilerek kontrol altına alınmalıdır.
Akarsu ve derelerin taşkın yatakları herhangi bir biçimde yerleşmeye açılmamalıdır.
Kentlerde yüzey sularının yer altında akmasını sağlayacak kanakizasyon sistemi getirilmelidir.
Altyapı sistemleri geliştirilmelidir.

4. KURAKLIK
Kuraklık genellikle herhangi bir mevsim ve zaman diliminde yağış miktarındaki azalmadan dolayı meydana gelir.
Özellikle nüfusun toplandığı ve ekonominin daha çok tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu yerlerde yaşanan kuraklık bir felakete dönüşür.
İnsanlık tarihi boyunca önemli kuraklığın yaşandığı dönemlerde;
Açlığın ortaya çıktığı, büyük medeniyetlerin yok olduğu, büyük hastalıkların yaşandığı bilinmektedir.
Yağışların normal değerlerinin altına düşmesi;
hidrolik dengenin bozulmasına , ekosistem de değişmenin ortaya çıkmasına neden olur.
Kuraklığın çevresel etkileri yeterli yağış aldıktan sonra da devam eder.
Kuraklıktan en fazla etkilenen alanlar;
30 enlemleri ve çevresi (Kuzey Afrika, Orta ve Batı Avustralya gibi) Orta Kuşak karaların iç kesimleridir.
5. EROZYON
Toprağın, insanların çeşitli faaliyetlerine bağlı olarak kullanılmayacak kadar azalması veya tamamen yok olmasıyla afet boyutuna ulaşan çevre sorunları yaşanır.
Erozyonu Oluşturan Faktörler
Bitki örtüsünün cılız olması,
Yer şekillerinin engebeli olması,
Yanlış arazi kullanımı, tarlaların eğime dik sürülmesi, tarıma uygun olmayan alanların tarıma açılması,
İklim etkisi, yağış azlığı, yağış rejiminin düzensizliği, ani sağanak yağışlar, seller,
Doğal bitki örtüsünün tahrip edilmesi, ormanların tahribi, meralarda aşırı otlatma yapılması,
Nadas tarımının yapılması
Dünya’da her yıl özelikle kurak ve yarı kurak iklimlerde, toprağın üst tabakasının 24 milyar tonu kaybedilmektedir.
Bir yerde erozyonun başlamasıyla;
Ekolojik denge bozulur.
Verimli ekim alanları azalır.
Üretim düşer.
Barajların kullanılma süresi azalır.
Doğal afetler artar.
Açlık ve kıtlık başlar.
Yaşam zorlaşır ve başka yerlere göç başlar.
Türkiye’de erozyonun şiddeti fazladır.
Türkiye’de en etkili olduğu bölgeler;
 İç Anadolu Bölgesi,
 Güneydoğu Anadolu Bölgesi’dir.

Erozyonu Önleme Çalışmaları
Orman alanları korunmalıdır.
Meralar erken otlatılmamalıdır.
Rüzgâr yönüne dik ekim çalışmaları yapılmalıdır.
Tarım alanları eğime dik yönde sürülmelidir.
Bitki örtüsünden yoksun eğimli yamaçlar ağaçlandırılmalıdır.
Nadas tarımı terk edilmeli, sulama olanakları artırılmalı veya nöbetleşe ekim yapılmalıdır.
Ormanlar tarım alanlarına dönüştürülmemeli ve ormanlarda keçi otlatılmamalıdır.

6. KÜTLE HAREKETLERİ
Ayrışma ile oluşmuş malzemenin ve kaya kütlelerinin yerçekiminin etkisiyle yamaçlardan aşağıya doğru yavaş veya hızlı bir şekilde kütlesel olarak yer değiştirme olayına kütle hareketleri denir.
Kütle hareketleri heyelan başlığı altında; toprak kayması, çamur akıntıları, kaya düşmeleri olarak gruplandırılabilir.
Yer kayması olarak adlandırılan heyelanlar Türkiye’de çok sık görülür.
Heyelanı Etkileyen Faktörler
Yağış miktarı, arazi yapısı (kil)Tabakaların eğim doğrultusunda uzanması, İnsanların yol, tünel, konut vb. yapılar inşa etmesiyle doğal dengenin bozulması
Türkiye’de heyelanların %65’i ilkbahar mevsiminde gerçekleşir. Bu durumun nedeni; ilkbaharda yağışların artması ve eriyen kar sularının toprağa sızarak toprağın suya doygun hale gelmesidir.
Türkiye’de heyelan en fazla Karadeniz Bölgesi’nde görülür.
Bu durumun nedeni; yağış miktarının fazla olması, arazinin geçirimli olması, toprağın killi yapıda olmasıdır.
Heyelanlardan Korunma Yolları
Heyelanların önlenmesi çoğu zaman imkansızdır. Ancak heyelana neden olan olaylar ile can ve mal kaybını önleyecek olan beşeri faktörler kontrol altına alınabilir.
Bunun için yapılması gerekenler;
Su kanalları açılarak suyun akışı sağlanmalıdır.
Eğimin fazla olduğu yerlere istinat (koruyucu) duvarları yapılmalıdır.

7. ÇIĞ
Dağlık ve engebelik bölgelerde, bitki örtüsünden yoksun yamaçlarda biriken kar kütlesinin yamaçtan aşağıya doğru kütle halinde hareket etmesine çığ adı verilir.
Yerleşim birimlerinin bulunduğu bir yerde oluşan çığ can ve mal kaybına neden olur.
Kar kütlesini yamaçtan aşağıya doğru hareket ettiren neden herhangi bir patlama, gürültü veya titreşim olabilir.
Türkiye’nin ortalama yükseltisinin fazla olması, dağlık arazilerin geniş yer tutması, sert iklim koşullarının fazlalığı çığ sorununa neden olmaktadır. 
Dünya’da çığ riskinin en yüksek olduğu yerler;
Himalayalar, And Dağları, Kayalık Dağları, İskandinav Yarımadası, Güney Avrupa’dır. 
Türkiye’de çığ riskinin en yüksek olduğu yerler;
Doğu Anadolu Bölgesi ve Doğu Karadeniz Bölümü’dür.
8. ORMAN YANGINLARI
Türkiye’de, konumu ve iklim özelliklerine bağlı olarak yaz kuraklığı yaşanan yerlerin geniş yer tutması orman yangınlarının artmasına neden olmaktadır.
Özellikle orman varlığına bağlı olarak yaz kuraklığının belirgin olduğu Akdeniz ikliminde orman yangınları fazladır.
Orman yangınlarının en fazla olduğu yerler; Akdeniz ve Ege kıyılarıdır.
Son 10 yılda çıkan orman yangınlarının; % 48’i ihmal ve dikkatsizlik, % 14’ü kasıt, % 4’ü yıldırım, % 34’ü bilinmeyen nedenlerden dolayı çıkmıştır.

9. OLAĞAN ÜSTÜ HAVA OLAYLARI; FIRTINA, KASIRGA, HORTUM
Hızı saatte 63 km’den fazla olan rüzgârlara Fırtına denir.
Rüzgârların hızı saatte 120 km’yi aştığında oluşan şiddetli ve afet derecesindeki hava olayına Kasırga denir.
Kasırgalar daha çok okyanus kıyılarında meydana gelir.
Kasırga, tayfun ve siklon aynı hava olayını ifade eder. Aralarındaki tek fark, Dünya’nın belli bölgelerinde farklı isimlerle ifade edilmeleridir.
Olağan üstü hava olaylarının etkili olduğu yerler; Meksika Körfezi çevresi, Büyük Okyanusu, Güney ve Güneydoğu Asya’dır.
Türkiye’de matematik konumundan dolayı kasırga ve hortum etkili değildir. Ancak zaman zaman hortumlar görülebilir.

30 Ağustos 2013 Cuma

Türkiye'nin Yer Şekilleri

TÜRKİYE’NİN YER ŞEKİLLERİ

TÜRKİYE’NİN GENEL JEOLOJİK YAPISI

A. BİRİNCİ JEOLOJİK ZAMAN (PALEOZOİK)
Jeoseklinallerde biriken tortullar yer yer kıvrılarak yükselmiştir.
Kıvrılma sırasında tortulların başkalaşmaya uğrayarak sertleşmesi sonucunda oluşan kara parçalarına masif adı verilir.
Bu devrin son dönemlerinde sıcak ve yağışlı iklim koşulları altında oluşmuş, daha sonra artıklarının çukur ortamda birikmesiyle Zonguldak - Amasra arasındaki yatakları oluşmuştur.
B. İKİNCİ JEOLOJİK ZAMAN (MEZOZOİK)
Birinci jeolojik zamanda su yüzeyine çıkan kara parçaları aşınmıştır.
Aşındırılan bu malzemeler kıtaların çevresindeki sığ denizlerde birikmiştir.
Bu devrin sonlarında kuzey ve güneydeki eski kıta çekirdekleri birbirine doğru yaklaşmış ve böylece
Denizi tabanında birikmiş olan tortullar (kireç, kil vb.) kıvrılmaya başlamıştır.
C. ÜÇÜNCÜ JEOLOJİK ZAMAN (TERSİYER)
Tethys Denizi’nin kuzeyindeki ve güneyindeki kıtaların birbirine doğru yaklaşmasıyla Alp Orojenezi başlamıştır.
Tethys Denizi’nin tabanında birikmiş olan tortulların kıvrılarak yükselmesiyle Kuzey anadolu Dağları ile Toros Dağları oluşmuştur.
Anadolu’nun orta kesimlerindeki çukur alanlar sularla dolarak halini almıştır.
Bu devrin ortalarında Anadolu’da sıcak ve nemli iklim koşullarının egemen olması gür orman alanlarının oluşmasını sağlamıştır.
Daha sonra bu bitki örtüsünün ve organik kalıntıların göl diplerinde ve çukur alanlarda çökmesi sonucunda yatakları oluşmuştur.
Güneydoğu Anadolu’daki yatakları ile Güney Marmara Bölümü’ndeki yatakları oluşmuştur.
Volkanizmanın etkisiyle özellikle Doğu ve İç Anadolu’daki volkan konilerinin bir kısmı oluşmuştur.
Bu devrin sonlarında Anadolu  başlamış, buna karşılık Karadeniz ve Akdeniz çanakları çökmüştür.
D. DÖRDÜNCÜ JEOLOJİK ZAMAN (KUATERNER)
Üçüncü jeolojik zaman sonlarında yükselmeye başlayan Anadolu, bu devrin başlarında günümüzdeki şeklini almıştır.
Egeid kara parçası faylanmalar sonucunda bloklar halinde çökmüş ve Akdeniz’in sularıyla dolan bu bölgede Ege Denizi oluşmuştur.
Marmara Denizi’nin bulunduğu yerdeki sığ çanak, çökme sonucu derinleşmiş ve Marmara Denizi oluşmuştur.
İstanbul ve Çanakkale boğazları o dönemdeki akarsu vadilerinin deniz suları altında kalmasıyla oluşmuştur.
Karadeniz çanağı çökerek daha da genişlemiş, boğazlar yoluyla gelen deniz suları Karadeniz’in  tuzlu olmasına neden olmuştur.
Çeşitli volkanik etkinlikler sonucunda İç ve Doğu Anadolu bölgeleri ile Ege Bölgesi’nde bazı volkan konileri ve volkanik araziler oluşmuştur.
Bu devirde sık sık iklim değişmeleri olmuştur.
Delta ovaları oluşmuştur.
Not: Türkiye’nin üçüncü jeolojik zaman sonlarından dördüncü jeolojik zaman başlarına kadar bütünüyle yükselmesi sonucunda; günümüzdeki birçok plato ve iç ovaların yükseltisi artmış, akarsuların aşındırma gücünün artmasıyla dar ve derin vadiler oluşmuş ve arazi engebeliği artmıştır.

TÜRKİYE YER ŞEKİLLERİNİN GENEL ÖZELLİKLERİ
1. Türkiye’nin ortalama yükseltisi çok (1132 m). (Asya 1010 m, Kuzey Amerika 650 m, Avrupa 330 m, Dünya 840 m).
a. 0 - 500 m arasında yükseltisi olan yerler %75 Alçak kıyı ovaları
b. 500 - 1000 m arasında yükseltisi olan yerler %26,6 Alçak platolar, Doğu Anadolu dışındaki yörelerdeki ovalar
c. 1000 - 2000 m arasında yükseltisi olan yerler %49,9 Yüksek platolar ve dağlar
d. 2000 m’den yüksek olan yerler %7 Dağlık alanlar
2. Sıradağlar genellikle doğu-batı yönünde uzanır.
3. Doğu Anadolu’da sıra dağlar birbirine yaklaşır.
4. Doğu - batı doğrultusunda uzanan dağlar;
Karadeniz ve Akdeniz kıyılarında boyuna ,
Ege kıyılarında enine kıyı tiplerinin oluşumuna neden olmuştur.
5. Yükselti genel olarak batıdan doğuya doğru artar.
6. Türkiye bütünüyle Alp-Himalaya orojenezi kuşağında yer almaktadır.

1. TÜRKİYE’NİN DAĞLARI
a. Kıvrımlı Dağlar
Derin deniz çanaklarında (jeosenklinal) milyonlarca yıl biriken tortulların yan basınçların etkisiyle sıkışıp kıvrılarak yükselmesiyle kıvrımlı (antiklinal) dağlar oluşur.
Alp - Himalaya kıvrım sisteminin bir kolu olarak uzanan Türkiye’deki dağlar iki kuşak halinde uzanmaktadır.
Kuzeyde: Kuzey Anadolu Dağları
Güneyde: Toros Dağları
b. Kırıklı Dağlar
Derin deniz çanaklarında (jeosenklinal) milyonlarca yıl biriken tortulların yan basınçların etkisiyle sıkışıp kırılıp yükselmesiyle kırıklı (horst) dağlar oluşur.
c. Volkanik Dağlar
Fay hatları boyunca veya merkezi püskürmelerle yeryüzüne çıkan mağma soğuyarak volkan konilerinin ve volkanik arazilerin oluşumuna neden olmuştur.
Doğu Anadolu’da; Nemrut, Süphan, Tendürek, Büyük ve Küçük Ağrı
İç Anadolu’da; Hasan, Melendiz, Erciyes, Karadağ, Karacadağ
Güneydoğu Anadolu’da; Karacadağ
Marmara’da; Uludağ
Ege’de; Kula (Manisa) en genç volkanik sahadır.
Akdeniz’de; Hatay’da Hassa çevresinde volkan ve volkan konileri yer almaktadır.
2. TÜRKİYE’DE KITA OLUŞUMU
Türkiye’nin şekillenmesinde etkili olan en önemli epirojenik hareketler;
Anadolu’nun dördüncü jeolojik zamanın başlarında bütünüyle yükselmesi,
Çukurova ve Ergene Havzası’nın her yıl birkaç mm alçalması ,
Toros Dağları’nın ve Bitlis yöresinin her yıl birkaç mm yükselmesidir.

3. TÜRKİYE’NİN PLATOLARI
Akarsular tarafından derince parçalanmış, çevresine göre yüksekte kalan düzlüklere plato denir.
Erzurum - Kars ve Ardahan volkanik platosudur.
Teke ve Taşeli karstik platodur.
Not: Türkiye dördüncü jeolojik zaman başlarında epirojenik hareketlerle toptan yükselmiştir. Bu nedenle yüksekte kalmış plato ve ovalar fazladır.

4. TÜRKİYE’NİN OVALARI
Çevresine göre alçakta kalan düzlüklere ova denir.
Oluşumlarına Göre Ovalara. Tektonik Ovalar
Depremlerin etkisiyle çökmüş alanlara akarsuların getirdiği alüvyonların dolmasıyla oluşan düzlüklerdir.
Türkiye’deki ovaların çoğu tektoniktir.
Örnek: Malatya, Elazığ, Bingöl, Düzce, Erbaa, Amik, Niksar, Merzifon, Bakırçay, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ovaları gibi.
b. Karstik Ovalar (Polye)
Kalkerin çözünmesiyle oluşan düzlüklerdir.
Oluşumunda faylanmanın da etkisi görülür.
Örnek: Tefenni, Acıpayam, Korkuteli, Kestel, Elmalı ve Muğla ovaları gibi.
c. Dağ Eteği Ovaları
Dağ yamaçlarından inen akarsuların, taşıdığı alüvyonları eğimin azaldığı yamaçlarda biriktirmesiyle oluşur.
Örnek: Bursa Ovası ile Hatay’daki Dörtyol ovası gibi.
d. Göl Yeri Ovaları
Kuruyan göl çanaklarına daha sonra akarsuların taşıdığı alüvyonların dolmasıyla oluşan düzlüklerdir.
Örnek: Konya, Ereğli, Hotamış ve Akşehir gölü çevresindeki ovalar gibi.
e. Dalga Aşınım Ovası
Dalga aşındırması sonucunda oluşan ve sonradan yükselerek su yüzeyine çıkmış olan ovalardır.
Örnek: Antalya ovası gibi.
f. Taban Seviyesi Ovası
Akarsuların aşındırıp taşıdığı alüvyonları denize ulaşmadan kendi yatağı içerisinde biriktirmesiyle oluşan ovalardır.
Örnek: Adapazarı ovası gibi.
g. Delta Ovaları
Akarsuların aşındırıp taşıdığı alüvyonları denize döküldüğü yerde biriktirmesiyle oluşan ovalardır.
Türkiye’de delta ovalarının bulunması;
Akarsuların bol miktarda alüvyon taşıdığını (Akarsu havzalarında erozyonun etkili olduğunu ve akarsuların taşıma gücünün fazla olduğunu),
Akarsu ağızlarında kıyı derinliğinin az olduğunu (kıta sahanlığının geniş olduğunu),
Kıyılarda gelgit genliğinin az olduğunu (güçlü kıyı akıntılarının olmadığını) gösterir.
5. TÜRKİYE’NİN TOPRAKLARI
Türkiye toprak çeşitliliği bakımından Dünya’nın en zengin ülkelerinden biridir.
A. İKLİMİN ETKİLİ OLDUĞU (ZONAL) TOPRAKLAR
Oluşumunda iklimin doğrudan etkili olduğu bu topraklar klimatik topraklar olarak da adlandırılır. Bulunduğu bölgenin iklim koşullarıyla oldukça sıkı bir ilişki içindedir.

a. Terra - Rossa (Kırmızı Renkli Akdeniz Toprağı)
Akdeniz iklimin görüldüğü;
Akdeniz,  Güney Marmara, Ege, Güneydoğu Anadolu’nun batısında kalker taşlarının üzerinde görülür.
Maki ve kızılçam ormanlarının altında oluşur.
Kireç ve demiroksit bakımından zengindir.
Kırmızı renklidir.
Sulama ve gübrelemeyle verimli hale gelir.

b. Kahverengi Orman Toprakları
Orman bakımından zengin olan bölgelerde oluşurlar.
Topraktaki kireç oranına göre ikiye ayrılır.
1. Kireçsiz Kahverengi Orman Toprakları
Kuzey Anadolu ve Yıldız dağlarının kuzeye bakan yamaçlarında görülür.
Yıllık yağış miktarı fazla olduğundan yıkanmış topraklardır.
Toprak mineral ve besin maddeleri bakımından zengin değildir. Podzolik topraklardır.
Genellikle boz veya esmer renklidir.
Çay, fındık, kivi ve mısır gibi bitkilerin yetişmesi için elverişlidir.
2. Kireçli Kahverengi Orman Toprakları
Kuzey Anadolu Dağları’nın güneye bakan yamaçlarında görülür.
Fazla yağış almayan ormanların altında oluşur.

c. Step (Bozkır) Toprakları
1. Kahverengi Step Toprakları

Yıllık yağış miktarının 400 mm’nin altında olduğu İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile Doğu Anadolu Bölgesi’nin alçak kesimlerinde görülür.
Step ikliminin görüldüğü yerlerde bozkır bitkileri altında oluşur.
Yağış azlığından dolayı toprağın altında yoğun tuz birikimi vardır.
Organik madde ve humus bakımından zengindir.
Tahıl tarımına uygundur.
2. Kestane Renkli Step Toprakları
Yıllık yağış miktarının 400 mm’nin üzerinde olduğu İç Anadolu’nun yüksek kesimleri,
İç Batı Anadolu ve Doğu Anadolu platolarında görülür.
Uzun boylu otlar ve meşe ormanları altında oluşur.
Üst kısmı organik madde bakımından daha zengindir.
Tahıl tarımına elverişlidir.

d. Çernezyomlar (Kara Topraklar)
Erzurum-Kars Platosu’nda görülür.
Genellikle volkanik kayaçlar ve killi araziler üzerinde oluşmuştur.
Çayırlar ve gür otlaklar altında oluşmuştur.
Humus oranı fazla olduğundan koyu renkli ve çok verimlidir.



B. TAŞINMIŞ (AZONAL) TOPRAKLAR
Dış kuvvetler tarafından taşınan malzemelerin birikmesiyle oluşurlar.
Verimli topraklardır.
Bulundukları yerin iklim özelliklerini yansıtmazlar.
Türkiye’de akarsuların oluşturduğu alüvyal topraklar yaygınken, rüzgârların oluşturduğu lös ve buzulların oluşturduğu morenler yaygın değildir.

a. Alüvyal Topraklar
Akarsuların taşıdığı malzemeyi biriktirmesiyle oluşurlar.
Delta ovaları ve iç kesimlerdeki ovalarda yaygındır.
Verimli topraklardır.
Türkiye topraklarının yaklaşık %10’unu oluşturur.
Görüldüğü Yerler
Bafra, Çarşamba, Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyük Menderes, Silifke, Çukurova, Amik ve Güney Marmara ovaları ile iç kesimlerdeki fay hatları boyunca oluşan tektonik ovalarla akarsuların taşkın ovalarında yaygın olarak bulunurlar.

b. Kolüvyal Topraklar
Dağların yüksek kesimlerde yerçekimi ve sel sularının etkisiyle yamaçlardan taşınan malzemelerin eğimin azaldığı yerlerde oluşturduğu topraklardır.
c. Regosol Topraklar
Volkanik arazilerde kolüvyal depolar üzerinde oluşan kumlu topraklardır.



C. ANA KAYANIN ETKİLİ OLDUĞU (İNTRAZONAL) TOPRAKLAR


a. Kumlu Topraklar
Kumtaşlarının bulunduğu araziler üzerinde, volkanik ve metamorfik kayaların çözülmesiyle oluşur.
Besin maddeleri bakımından fakirdir.
Yumrulu bitkiler ve pamuk tarımına elverişlidir.

 


 b. Çorak (Tuzlu ve Alkali) Topraklar
Eski göl tabanlarında, yer altı suyunun (taban suyu) yüzeyde ve yüzeye çok yakın olduğu yerlerde ve kıyılarda görülür.
Tuzlara dayanıklı çorakçıl ot ve çalılar yetişir.
Tarımsal değeri yoktur.


c . Killi - Kireçli Topraklar
1. Vertisoller (Killi - Dönen Topraklar)

Kurak mevsimde çatlayan, yağışlı mevsimde şişen bir özelliğe sahiptir.
Toprak şişerken kapanan çatlaklardan toprağın alt kısmındaki çakıllar yüzeye itilir. Bu nedenle taş doğuran topraklar adı verilir.
Üst kısmı organik madde bakımından zengindir.
Ayçiçeği ve tahıl tarımı yapılır.
 

2. Rendzina (Kireçli Topraklar)
Yumuşak kalkerli taşlarının bulunduğu sahalar ile killi ve kireçli göl tortulları üzerinde oluşur.
Tahıl tarımı için elverişlidir.



6. TÜRKİYE’DE KARSTİK ŞEKİLLER
Türkiye’de karstik şekillere kireç taşlarının çok yaygın olduğu  Batı ve Orta Toroslar’da (Akdeniz Bölgesi) rastlanmaktadır.
Özellikle; Teke-Taşeli Platosu, Menteşe Yöresi karstik topoğrafyanın en iyi geliştiği alanlardır.
Toroslar’da karstik mağaralar yaygındır.
Örnek: Karain (Antalya), İnsuyu (Burdur), Damlataş (Alanya)
Silifke yakınlarında Cennet ve Cehennem obrukları önemli karstik şekillerdir.
7. TÜRKİYE’DE BUZULLARIN OLUŞTURDUĞU YER ŞEKİLLERİ
Türkiye’nin şekillenmesinde buzulların etkisi diğer dış kuvvetlere göre daha azdır.
Türkiye’de buzul şekilleri yüksek dağ doruklarında görülür.
Buzul şekillerine;
Doğu Anadolu’da: Ağrı, Süphan, Mescit, Yalnızçam, Bingöl, Buzul dağlarında rastlanır.
Karadeniz’de: Giresun, Kaçkar dağlarında rastlanır.
İç Anadolu’da: Erciyes’te rastlanır.
Akdeniz’de: Beydağları, Sultan Dağları, Bolkar, Akdağlar’da rastlanır.

8. TÜRKİYE’DE RÜZGÂRLARIN OLUŞTURDUĞU YER ŞEKİLLERİ
Türkiye’de rüzgârların oluşturduğu şekiller pek yaygın değildir.
Rüzgârlar özellikle İç Anadolu ve Güney Doğu Anadolu bölgelerinde etkilidir.
Konya - Karapınar çevresinde rüzgârların etkisi ile oluşmuş kumullara rastlanır.
9. TÜRKİYE’DE DALGA VE AKINTILARIN OLUŞTURDUĞU YER ŞEKİLLERİ
Türkiye’de gelgit genliği az olduğu için Haliçli  ve Wattlı tipi kıyılar oluşmaz.
Delta oluşumu yaygındır.
Türkiye kıyılarında buzullar etkili olmadığından Skyer ve Fyort tipi kıyılara da rastlanmaz.
Özellikle Karadeniz ve Akdeniz’de dağlar kıyıya paralel uzandığı için falezler yaygındır.
Güney Marmara’daki Kapıdağı Yarımadası ve Sinop Boztepe birer tombolodur.
Büyükçekmece, Küçükçekmece, Terkos (Durusu) ve Fethiye’deki Bafa birer lagündür.

10. TÜRKİYE’DE KIYI TİPLERİ
a. Boyuna Kıyılar
Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında görülür.
b. Enine Kıyılar
Ege denizi kıyılarında görülür.
c. Dalmaçya Tipi Kıyı
Antalya’nın Kaş kıyıları arasında görülür.
d. Ria Tipi Kıyı
İstanbul ve çanakkale boğazları, Menteşe yöresi kıyılarında görülür.

27 Ağustos 2013 Salı

Akarsular

Akarsular
Yeryüzü şekiller arasında en önemli olan dış kuvvettir.
Karaların 2/3’ünde (%71) etkilidirler.
Akarsularla İlgili Bazı Tanımlar
A. Akarsu Kaynağı
Akarsuyun doğduğu ve akışa geçtiği yere akarsu kaynağı denir.
B. Akarsu Ağzı
Akarsuyun okyanusa, denize veya göle döküldüğü yere akarsu ağzı denir.
C. Akarsu Yatağı (Mecra, Çığır)
Akarsuyun içinde aktığı yüzeylere akarsu yatağı denir.
Akarsuyun kaynağa yakın olan kısmına yukarı çığır, Akarsuyun ağıza yakın olan kısmına aşağı çığır, akarsuyun yukarı çığırı ile aşağı çığırı arasında kalan kısma orta çığır denir.
D. Akarsu Havzası
Akarsuyun kollarıyla birlikte sularını topladığı alana akarsu havzası denir.
Açık havza ve kapalı havza olmak üzere ikiye ayrılır.
1. Açık Havza
Sularını okyanus veya denize laştıran akarsulara açık havza denir.
Kızılırmak, Po (İtalya), Amazon (Brezilya) vb.
2. Kapalı Havza
Sularını okyanus veya denize ulaştıramayan akarsulara kapalı havza denir.
Tuz Gölü çevresindeki akarsular
Hazar Denizi’ne dökülen akarsular (Aras, Kura) vb.
Kapalı havzaların oluşumunda;
Yer şekilleri, iklim koşulları, arazinin geçirimli olması, denize uzaklık gibi etmenler önemli rol oynar.
E. Su Bölümü Çizgisi
İki akarsuyu birbirinden ayıran doğal sınıra su bölümü çizgisi denir.
Genellikle dağ zirvelerinden ve sırtlardan geçer.
F. Akarsu Akımı (Debi)
Akarsu yatağının herhangi bir kesitinden birim zamanda geçen suyun hacmine akarsu akımı ya da debi denir.
Akım m3/sn olarak ifade edilir.
Bir akarsuyun akımı;
Havzaya düşen yağış miktarı, havzaya düşen yağışın şekli (kar, yağmur vb.), kar erimeleri, havzanın genişliği, arazinin geçirimlilik özelliği, yer altı suları ve kaynaklar gibi faktörler etkiler.
Yılın her mevsiminde yağış alan bölgelerdeki akarsuların akımı fazla değişmezken kurak ve yağışlı dönemleri olan bölgelerdeki akarsuların akımı yıl içinde önemli farklılıklar gösterir.
G. Akarsu Rejimi
Akarsuyun akımında yıl içinde görülen değişimlere akarsu rejimi ya da akım düzeni denir.
Akarsular, yıl içindeki akımındaki değişime göre; Düzenli rejimli ve Düzensiz rejimli olmak üzere ikiye ayrılır.
1. Düzenli Rejimli Akarsular
Yıl içindeki akımında belirgin bir değişim olmayan akarsulara düzenli rejimli akarsular denir.
Ekvatoral iklimdeki akarsular (Amazon, Kongo vb.)
Ilıman okyanusal iklimdeki akarsular (Thames, Severn, Ren vb.)
Türkiye’de; Karadeniz iklimindeki akarsular (Kızılırmak, Yeşilırmak vb.)
2. Düzensiz Rejimli Akarsular
Yıl içindeki akımında belirgin bir değişim olan akarsulara düzensiz rejimli akarsular denir.
Akarsu rejimini; yağış miktarı, yağış şekli (kar veya yağmur), sıcaklık ve buharlaşma, yükselti, havzanın büyüklüğü, beslenme koşulları (yağış, kaynak suları, kar ve buz suları gibi) etkiler.

Akarsu Aşındırması
A. Fiziksel (Mekanik) Aşındırma
Akarsuların ve taşıdığı malzemelerin anakayayı koparmasıyla yapmış olduğu aşındırmaya fiziksel (mekanik) aşındırma denir.
Etkileyen faktörler şunlardır:
Yatak eğimi, Akış hızı, Akım miktarı (Debi), Taşınan su miktarı, Arazinin yapısı (dirençli, dirençsiz), Havzadaki bitki örtüsünün yoğunluğu, Rejiminin düzensiz olmasıdır.
B. Kimyasal Aşındırma
Akarsuların kayaları çözerek yapmış olduğu aşındırmaya kimyasal aşındırma denir.
Özellikle çözünebilen (kalker, jips, kayatuzu vb.) kayaların bulunduğu yerlerde etkilidirler.
Sıcaklığın fazla olduğu yerlerde daha yoğun bir biçimde gerçekleşir.
Türkiye’de en fazla Akdeniz Bölgesi’nde etkilidir.
Akarsular;
Yükselti, eğim ve engebenin fazla olduğu yerlerdegeriye ve derine doğru aşındırma yapar.
Eğimin az ve yüzey şekillerinin sade olduğu yerlerde ise yana doğru aşındırma yapar.
Denge Profili
Derine doğru aşındırmada akarsuyun ulaşabileceği bir taban vardır.
Akarsu bu seviyeden daha derine aşındırma yapamaz. Bu seviyeye taban seviyesi denir.
Taban seviyesi deniz seviyesini ifade eder.
Deniz seviyesine kadar aşındıran akarsular denge profiline ulaşmış olur.
Türkiye genç oluşumlu bir ülke olduğundan, Türkiye’de denge profiline ulaşan akarsu yoktur.
Denge Profiline Ulaşan Akarsuların Genel Özellikleri
Yatak eğimleri azdır.
Akış hızları azdır.
Aşındırma güçleri azdır.
Taşıma güçleri azdır.
Biriktirme güçleri fazladır.
Hidroelektrik potansiyelleri azdır.
Baraj yapımına uygun değildir.
Ulaşım ve taşımacılık için uygundur.
Kaynak ile ağız kısmı arasındaki yükselti farkı azdır.
Geriye ve derine doğru aşındırma az, yanlara doğru aşındırma fazladır.
Akarsu Aşındırma Şekilleri
1. VADİ
Akarsuların yatağını derine, yana ve kaynağına doğru aşındırmasıyla oluşan yer şekillerine vadi denir.
a. Çentik (V Profilli) Vadi
Derine doğru aşındırmanın fazla olduğu eğimli yerlerde oluşan vadilerdir.
Genellikle akarsuyun kaynağına yakın yerlerde oluşur.
b. Boğaz (Yarma) Vadi
Özellikle dağların denize paralel olarak uzandığı yerlerde “U” şeklinde oluşan vadilerdir.
Kıyı ile iç kesimler arasındaki ulaşımı sağladığından geçit özelliği de gösterirler.
c. Asimetrik (Yatık Yamaçlı) Vadi
Akarsuyun yamaçlarındaki eğimleri birbirinden farklı olan vadilerdir.
Dirençleri farklı olan yamaçların farklı aşınmasıyla oluşmuştur.
d. Geniş (Alüvyon) Tabanlı Vadi
Ortalama yükselti ve engebenin az olduğu yerlerde oluşan vadilerdir.
Akarsuyun her iki tarafında geniş düzlükleri bulunur.
e. Kanyon Vadi
Akarsuların kurak ve yarı kurak bölgelerde, karstik arazilerde, kayaları çözerek ve aşındırarak oluşturdukları basamak şeklindeki vadilerdir.
Kanyon vadiler ayrıca aşınmaya karşı dirençleri farklı olan yatay uzanışlı tabakaların aşınmasıyla da oluşur.
Örnek: Büyük Kanyon (ABD), Türkiye’de Göksu Kanyonu vb.
2. Dev Kazanı
Çağlayanlardan (şelalelerden) düşen suların, aşındırmasıyla oluşturduğu çukurlara dev kazanı denir.
Dev kazanları genellikle farklı dirençteki kayaların bulunduğu akarsu yataklarında oluşur.
3. Peribacası
Sel sularının, volkan tüfleriyle kaplı ve bitki örtüsünden yoksun yamaçlarda yaptığı aşındırmayla peribacaları oluşur.
Peribacalarının oluşumunda etkili olan faktörler;
Volkanik kayaçlar (andezit, bazalt, tüf vb), aniden yağan yağmurlar (sel suları), kurak veya yarıkurak iklim cılız bitki örtüsüve gevşek yapılı arazi etkilidir.
Tuz Gölü’nün doğusundaki Kapadokya, Ürgüp - Göreme çevresinde bulunan peribacaları, turizm bakımından büyük öneme sahiptir.
Not: Peribacasının oluşumunda sel suları (akarsular) doğrudan etkili iken rüzgârlar dolaylı etkiye sahiptir.
4. Plato
Akarsular tarafından derince yarılmış ve çevresine göre yüksekte kalmış düzlüklere plato denir.
Türkiye’de en fazla plato İç Anadolu Bölgesi’ndedir.
5. Menderes (Büklüm)
Yatak eğiminin azaldığı yerlerde, akarsuyun hızı azalır ve akarsu yatağında kıvrım yaparak akar. Buna menderes veya büklüm adı verilir.
Menderes yapan bir akarsuyun;
Yatak eğimi azdır.
Akış hızı azdır.
Aşındırma gücü azdır.
Biriktirme gücü fazladır.
Hidroelektrik enerji potansiyeli azdır.
Boyu uzundur.
Gerçek uzunluğu ile kuş uçumu uzaklığı arasındaki fark fazladır.
Zamanla yatağını değiştirir.
6. Kırgıbayır (Badlands)
Kurak ve yarıkurak bölgelerde, bitki örtüsünden yoksun yamaçlarda, ani yağışların etkisiyle oluşan sel yarıklarıdır.
Oldukça keskin sırtlarla birbirinden ayrılan bu yarıklar, içiçe girmiş ve bozuk yapılı bir yüzey oluşturur.
Tüflü arazilerden oluşan yamaçlarda daha sık görülür.
Kırgıbayıra aynı zamanda “bozuk araziler” anlamına gelen badlands ismi de verilir.
7. Seki (Taraça)
Tabanlı vadilerin bulunduğu bölgelerde, yerkabuğunun yükselmesiyle akarsu havzasının yükseltisi artar ve taban seviyesi alçalır.
Bu durumda akarsuyun derine aşındırma gücü artar.
Zamanla akarsu daha alçak seviyede yeni bir yatak oluşturur.
Akarsuyun yüksekte kalmış eski vadi tabanlarına seki (taraça) denir.
Seki oluşumunu etkileyen diğer faktörler;
Deniz seviyesinin alçalması
Kıta seviyesinin yükselmesi
Türkiye’nin IV. jeolojik zamanın başlarında toptan yükselmesi birçok akarsu yatağında sekilerin oluşmasına neden olmuştur.
8. Peneplen (Yontukdüz)
Akarsu aşındırmasının son evresinde oluşan hafif dalgalı düzlüklere peneplen veya yontukdüz adı verilir.
Örnek: Çatalca - Kocaeli Bölümü, Sibirya, Doğu Avrupa
Akarsu Biriktirmesi
Akarsular, aşındırıp sürükledikleri malzemeleri taşıma gücünün azaldığı yerlerde biriktirir.
Akarsuların taşıdığı malzemeleri biriktirebilmesi için;
Yatak eğiminin azalması, akış hızının azalması, akımının azalması, taşıdığı yükün artması gerekir.
Akarsuların taşıdığı ve biriktirdiği malzemelerin boyutu akımına bağlıdır.
Buna göre; akarsuyun akımı azsa biriktirdiği malzeme küçük, akarsuyun akımı fazlaysa biriktirdiği malzeme büyük olur.

Akarsu Biriktirme Şekilleri
1. Birikinti Konisi Ve Birikinti Yelpazesi
Dağların eğimli yamaçlarından inen akarsular, eğimin azaldığı dağların etek kısmında taşıdığı alüvyonları biriktirir.
Bu şekillerin dar ve eğimi fazla olanlarına birikinti konisi , daha basık, az eğimli ve geniş olanlarına ise birikinti yelpazesi adı verilir.
2. Dağ Eteği Ovası
Birikinti koni ve yelpazelerinin yan yana birleşmesiyle oluşan hafif dalgalı düzlüklerdir.
Örnek: Dörtyol Ovası (Hatay), Bursa Ovası vb.
3. Dağ İçi Ovası
Dağların arasındaki çanaklarda, akarsuların yamaçlardan aşındırıp taşıdığı malzemeleri, eğimin azaldığı yerlerde biriktirmesiyle oluşan düzlüklerdir.
Örnek: Malatya Ovası, Elazığ Ovası vb.
4. Taban Seviyesi Ovası
Akarsuların taşıdığı malzemeyi denize ulaştırmadan kara üzerinde biriktirmesiyle oluşan düzlüklerdir.
Örnek: Adapazarı Ovası vb.
5. Delta Ovası
Akarsuların taşıdığı malzemeyi denize döküldükleri yerde biriktirmesiyle oluşan yer şekilleridir.
Genellikle akarsu ağzında, kıyıdan açığa doğru yayılan üçgen görünümlü kara parçaları şeklinde olurlar.
Çukurova, Silifke, Bafra, Çarşamba, Bakırçay, Gediz, Küçük ve Büyük Menderes Ovası
Delta ovasının oluşabilmesi için;
Biriktirmenin fazla olması, akarsuların bol malzeme.taşıması, kıta sahanlığının geniş olması (kıyının sığ olması),
kıyıda gelgit genliğinin az olması, kıyıda güçlü akıntıların olmaması gerekir.
Not:  Deltalar yalnızca iç denizlere dökülen akarsuların ağzında oluşabilir. Okyanus kıyılarında, gelgit genliği fazla olduğu için delta ovaları oluşmaz.
6. Irmak Adası (Kum Adacıkları)
Eğimin azaldığı ve akarsu yatağının genişlediği yerlerde akarsuyun taşıdığı malzemeleri akarsu yatağında biriktirmesiyle oluşan adacıklara ırmak adası (kum adacıkları) denir.